5 Aralık 2013 Perşembe

Yeni Türkü - Buğdayın Türküsü #AdaMüzik 'ten Çıktı.




Raflardan kaldırılışının 33. Yıldönümünde Yeni Türkü’nün kuruluş ve ilk albümleri olan ‘’Buğdayın Türküsü’ gerçekleştirme hikayelerini de anlatan Can Dündar imzalı ‘İlk Türkü’’ belgesel DVD ‘siyle birlikte tıpkı basım CD olarak Ada Müzik’ten yayımlandı.

Bu albüm, Pablo Neruda’nın ‘’Canto General’’ isimli manzum eserinin ‘’fugitivo’’ isimli bölümünden alınmış Türkçeye şiirsel çevirisi  Hilmi Yavuz tarafından yapılmış ‘’Buğdayın Türküsü’’, Can Yücel’den ‘’Sardunya’ya Ağıt ve İşçi Marşı’’, Yaşar Miraç’tan ‘’Bekçi Kazımın Türküsü, Özgürlük, Bir Ölü Daha Geçti’’, Nazım Hikmet’ten ‘’Mapushane Kapısı, Beyazıt Meydanındaki Ölü ve Sen’’, Kemal Burkay’dan ‘’Sonbahar’dan Çizgiler’’ şiirlerinin Selim Atakan’ın besteleriyle buluşmasından oluşmaktadır..

11 şarkının yer aldığı albümde biri hariç tüm besteler Selim Atakan imzası taşıyor. Gelincik adlı enstrümantal şarkının bestesi ise  Derya Köroğlu’na ait.  Kayıt ve Miks: Ümit Eroğlu tarafından, Ümit Eroğlu Stüdyosu, Kavaklıdere, Ankara da 1979 yılında yapıldı.  Masteringi Muammer Tokmak ve Derya Köroğlu, İstanbul Stüdyo Marşandiz de 2000 yılında gerçekleştirdi. Fotoğraflar, ön, arka kapak illustrosyonları ve tasarım ise Yılmaz Aysan tarafından 1979,  2013’te yapıldı.


Yeni Türkü’nün ve Can Dündar’ın kendi ifadeleriyle İlk Türküler adı verilen belgesel’le birlikte ‘’Buğdayın Türküsü’’:

‘’Zerrin Atakan:
Bir bilinçlenme nasıl başlar ki? Neler gözlemlenir, okunur, tartışılır da, tohumlar ekilmeye başlar insan düşüncesine ve sonra da filizlenmeye tutar? Sonra bir bakarsın yavaş yavaş, hiç de baştan kendini belli etmeden bir şeyler büyümeye başlamış insanın içinde, artık sığmıyor, dışarı akması şart olmuş..
İşte daha çocukluğumuzdan başlayan ve giderek artarak gençliğimizde de şahit olduğumuz politik olayların vahşeti, haksızlıklar, bombalar, işkenceler, ölümler öyle birikti içimizde.. Bahçelievler’de, şimdi yerine biçimsiz bir apartmanın dikildiği evimizde, bir de baktık sanki o kadar çirkinliğe inat, başkaldıran, korkusuz bir ses çıkmaya başlamış içimizden. İstedik ki bizim de bir tuzumuz olsun haksızlığa karşı verilen mücadelede. İnsan olduğumuzu hatırlayalım, hatırlatalım. Güzellik olsun istedik, vahşetin ortasında. Kırmızı narin gelincikler, sardunyalar olsun ve cin gibi bakan bebekler umut, inanç ve ışık versin hepimize. Güç olsun yarattığımız seste, sevgi olsun istedik. Ve sonunda kendi çabalarımızla çıkardık “Buğdayın Türküsü”nü. Kısa bir ömrü oldu önce. Tozlanmış dolaplarda kayboldu, zamanın, güneşin ahına uğrayıp eğilip büküldü plaklar. Gurbete kaçmak kaçınılmaz oldu kimimize, o lacivert ülkeye. İçimiz burkuldu bir çok şeye, küsmeler oldu. Duygu selleri taştı, boşaldı, taştı, boşaldı. Ama birşeylerin doğru olduğu inancı inatla devam etti, her şeye rağmen... Bu güne dek.

Evet öyle saf ve katıksızdık işte. Ticaret kısmı işin aklımıza dahi gelmemişti. Buğdayın Türküsü hayata geldiğinde ışıklı bir temizlik vardı.. Dı.. deyip geçmiş zaman kullanıyorum ya, şimdi bile bu katıksızlığın bir ölçüde devam ettiğini hissediyorum, biliyorum. Neden mi? Çünkü taa 1970’li yılların ikinci yarısında yaratılmış bu müziğin, seslerdeki duyguların, daha o zamanlar henüz doğmamış günümüz gençlerinde de tanındığını ve benzer duygular uyandırabildiğini duyuyorum da ondan. Ne iyi diyorum, devam etsin bu saflık hep. Ne kadar bozuk, çürük, yoz görünse de herşey, iyi, güzel bir cevher de var insan ruhunda, kim olursa olsun. Yeter ki, bir çatlak olsun, yarılma olsun ışığın sızması için. Eğer bir çatlak olabilmişsek, olabileceksek bu kadar zaman sonra, ne mutlu bize.

Zerrin Atakan, Haziran 2013


Selim Atakan:
’’Buğdayın Türküsü” İlk Albüm
1979 Yılları ve Buğdayın Türküsü albümümüzün kayıtları bitmiş, Ankara’da evimizde oturma odasında toplanmış, albümü nasıl çoğaltacağız, sonra nasıl dağıtacağız? Kara kara düşünüyoruz.

Bu işi ilk defa yapıyoruz, şimdiye kadar yüzlerce “long-play” yani 33 devirde çalan plaklar görmüşüz, kapaklarına hayranlıkla bakmış, müziği plak-çalar’larda dinlerken yazılarını okumuşuz.

Ama kendimize ait ilk defa bir “long-play”imiz olacak. Çok heyecanlıyız, heyecanlı olduğumuz kadar da endişeliyiz. Çünkü ülkemizde, her zaman olduğu gibi, o zaman da aynı düşüncede olmayan güçlerin bir birleriyle kavgaları var, iktidarda olmayanlar, hele iktidarda hiç olmayan gençlik ve demokrat düşünürler ile iktidarı ellerinde tutanlar arasında büyük fikir ayrılıkları var. Kavga çok ciddi platformlara taşınmış, silahlar, bombalar, adam öldürmeler, tutuklamalar, işkenceler, idamlar...

Bütün bu olayların olduğu bir zamanda yaşadığımız için çok üzülüyoruz, Gençliğimizin verdiği heyecan ve güçle bu kötü gidişe ne şekilde karşı koyabiliriz? Bunu düşünüyoruz.

Şiirler, yazılar, makaleler, konuşmalar bizleri heyecanlandırıyor, duygulandırıyor, bunları müzik platformuna taşımışız, şarkılar söylemişiz, heyecanımız giderek artmış.
Albümü sonunda satışa çıkardık,  tam 1200 adet “long-play” bastırdık. En başta bir çoğunu dostlara dağıttık geri kalanını dağıtıma verdik.

Ve 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi geldi, onların da tabiriyle “balyoz” gibi. Satışlar başladı, ancak “12 Eylül Darbesi” kendini o denli sert bir şekilde hissettirdi ki, plak satan dükkanlar plağımızı vitrine koymaya çekindiler. Korku, baskı, şiddet sonunda öyle düzeylere erişti ki, biz de albüm satışının peşini bıraktık.
Bir sonraki albümümüz olacak “AKDENİZ AKDENİZ” albümü ile ilgili çalışmalara başladık. “Buğdayın Türküsü” böylece tıpkı bir şarkının sonu gibi “fade-out” oldu, buharlaştı yavaş yavaş.

Yıllar sonra”Buğdayın Türküsü” albümünü o zamanki haliyle yeniden canlandırmaya, bir kısmını yine o güzelim 33’lük “long-play” formatında, geri kalan kısmı ise “audio-cd” olarak yayınlamaya karar verdik.
Ve de, yukarıda anlatmaya çalıştığım heyecanlarımızı, duygularımızı da es geçmeyelim, tüm bunları bu albümün çıkışında bizlerle birlikte olmuş dostlarla, albüm çıktıktan sonra bizlere düşünceleri, yönlendirmeleriyle katkıda bulunmuş  düşünür, yazar arkadaşlarımızla paylaşalım istedik.

Ve de bir “Buğdayın Türküsü Belgeseli” oluşturduk. Adına “İlk Türkü” dedik. Bu belgeselimize geçen yıl kaybettiğimiz grup arkadaşımız anısına, değerli müzisyen “Eftal Küçük’ün Anısına...” diye başladık.

Belgeselin Müziği
O yıllar Ankara Bahçelievler’deki evimize gelen dostlarımız benden yaptığım son bestelerimi dinlemek isterlerdi. Zerrin ve Derya hep birlikte şarkılar söyler, bestelerimizin ilk hallerini dinletir, bunun karşılığında da onların eleştiri ve yorumlarını dinlerdik. Bize bu iyi gelirdi, zaman zaman öfkelenmez değildik, ama yine de bu şekilde kendimize acımasız davranmanın ne kadar doğru bir şey olduğunu yıllar sonra anladık. Yeni Türkü’nün bir çok şarkısı yıllarca tazeliğini ve anlamını korudu. İnanıyorum ki bu eleştiriler, yorumlar bizleri doğru yolda ilerletti...

Ben de belgesel için müzik yaparken tıpkı o zamanki gibi piyano ile bu şarkıların enstrümantal hallerini çalıp kaydetmeyi düşündüm. Daha sonra bu kayıtlar sırasında bu günkü düşünce ve yorumlarıma da yer vermek istedim. “Buğdayın Türküsü” şarkılarını orijinal hallerine yakın, ama bu günün “kafasıyla” yorumladım.

Selim Atakan, Eylül 2012


Derya Köroğlu:
Bugün 08.06.2013. Bir Cumartesi öğleden sonrası.
Yarı açık penceremden Taksim Gezi Parkına desteğe  giden araçların kornaları duyuluyor.
Bugün direnişin 12 günü…

Bu yıl  ‘Buğdayın Türküsü’nün raflardan kaldırılışının 33. yıldönümü…
Albümün uzun zamandır çalışılan ve planlanan tıpkı basımının bugünlere denk gelişi nasıl bir tesadüftür acaba? Bunca yıldır şarkılarımızı konserlerde söylerken biz, bu kez “Yeni Türküler” benim kafamda durmadan dönüp duruyor, bana ‘kendilerini çalıyorlar’. Fırtına çalıyor mesela, Buğdayın Türküsü ve Çember. Ve Mamak Türküsü, Başka Türlü Bir Şey… Ve diğerleri…

Yıllardan sonra, yollardan sonra kaybedilmiş bir birlikteliğin ve umudun tuhaf mutluluğu var üzerimde. Dostlar biraraya gelip “bugünleri de görmek varmış” diyoruz biraz tebessüm, biraz da boğazımıza dolanan düğümle…

Lise yıllarında başlamıştık, bir ‘çıkış’ bulmak adına çok yoğun müzik çalışmaları, kayıtlar, besteler yapmıştık uzun yıllar boyu. Henüz Yeni Türkü yoktu, ta ki Selim Atakan’ın 1977-78 bestelerini duyup, “işte budur” dediğimiz noktaya gelinceye kadar.

Salt müzik olarak çok özgün çalışmalarımız vardı belki ama, bu seslerin sözcüklerle ‘donanması’ gerekiyordu ve üstelik de çağımızın tanığı olmalıydı bu sesler. “Sen memleketimsin, sen hürriyetimsin” demeliydi Nazım’dan, “Adı Özgürlük” olmalıydı Yaşar Miraç’ın dilinden, Neruda’nın türküsü yakılmalıydı buğday’a, Lorca’dan kopup Can Babanın dizelerinde hayat bulmalıydı sardunya “Sabahlayin saat beşte”…
Bir gün rastlamıştık Ruhi Su’ya, henüz albüm çıkmamıştı. Grubun ismini duyunca etkilenmiş ve ‘genç heyecanımıza’ bakarak, “ne kadar iddialı bir isim Yeni Türkü” demişti! İşte böyle yola çıkmıştı ‘Yeni Türkü’, hem iddiasını hem de tevazu dersini koltuğunun altına koyarak!

O günlerin selamını getiriyor Buğdayın Türküsü bugünlere.

Gezi Parkı’nda barış içinde, kardeşçe, umutkar direnen “gençleri” selamlıyor kuşağımız:

“Buğday nasıl filizini surer de
  Çıkarsa toprağın üstüne…
  …Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde”

Derya Köroğlu, Haziran 2013


Dünyayı temizlemek için...
Can Dündar

Ne çok kutuplaştık son yıllarda, bölük pörçük parçalandık, birbirimizden asırlarca uzaklaştık…
Bizi yek diğerimizden koparan, konu komşumuza bile yabancılaştıran öyle çok önyargı, husumet, kin, garez var ki...
Öfkeyle çatışa çatışa uçlara savrulurken öyle hızla azalıyor ki ortak paydalarımız, ortak kaygılarımız, ortak sevdalarımız…
“Aşağıda imzası olanlar”ın sayısı tükeniyor giderek…
Artık eski “biz” değiliz.
Birbirimizin acısından acımıyor yüreğimiz...
Eskiyor türkülerimiz…
* * *
İşte Yeni Türkü’nün önemi tam da burada…
O, 30 yıldır koparılamayan bir bağ aramızda…
Ortak mazimiz bizim; yenilgimiz, hüsranımız, zaferimiz…
Daha ilk notadan, hep bir ağızdan söylediğimiz…
Burnumuzun sızlayan direği…
Hasretlikte meşalemiz.
* * *
Upuzun, meşakkatli bir yolu onlarla beraber yürüdük.
Çocuklardık, parlak yıldızlardık o zaman…
Yağmurun küçük elleriyle ıslandık önce… karda uzun yürüdük sonra…
Berbat bir Eylül sabahı, sonbaharı Mamak’ta karşıladık.
Kimimiz ise gurbete kaçtık; gurbete tükenmeye... yüreğimizde eski sesler, yüzler, sokaklarla…
Samsun asfaltında bir otomobildi Yeni Türkü…
Beyazıt Meydanı’nda bir ölü…
Sinede yare bir eski sevgili…
Rakılı akşamlardı, gün batımları…
Tanıdık bir çehre, sahte yüzlerin maskeli balosunda…
Bize, içinde tüm sevdiklerimiz olan masallar anlatan bir baba…
Gün oldu, çemberin içinde sıkıştık; sadece gövdemizle değil, kafamızla da…
Dağıldık onlar dağılınca…
Saçlarımızı birlikte ağarttık, döktük.
Biz büyüdük ve kirlendi dünya…
* * *
Şimdi onları yeniden bir arada görmek, zihnimizde dünyayı temizliyor sanki...
Eski notaların gamında birleştiriyor bizi…
Fazla uzun sürmüş bir Eylül’ün ardından nihayet tanıdık sesler duyuyoruz, aşina yüzlere bakıp bildik sokaklarda geziyoruz.
Ortaklaşmanın, dayanışmanın o eski tadı geliyor damağımıza…
Her dem Yeni türkü, türkülerimizin eskimediğini gösteriyor bize; yeni türkülerle buluşturuyor bizi…
Çapı hepten daralmış bir çemberi zorluyoruz; yan yana, omuz omuza, yine hep bir ağızdan türküler söyleyerek...
Kutupları aşıyoruz.
Yeni Türkü’yle yakınlaşıyoruz. ‘’


Albümde Yer Alan Şarkılar;
1- Buğdayın Türküsü / Söz: Pablo Neruda & Müzik: Selim Atakan
2- Sardunyaya Ağıt / Söz: Can Yücel & Müzik: Selim Atakan
3- Gelincik / Müzik: Derya Köroğlu
4- Bekçi Kazım Türküsü / Söz: Yaşar Miraç & Müzik: Selim Atakan
5- Mapushane Kapısı / Söz: Nazım Hikmet & Müzik:Selim Atakan
6- Beyazıt Meydanı’ndaki Ölü / Söz: Nazım Hikmet & Müzik: Selim Atakan
7- Sonbahardan Çizgiler / Söz: Kemal Burkay & Müzik: Selim Atakan
8- Özgürlük / Söz: Yaşar Miraç & Müzik: Selim Atakan
9- Bir Ölü Daha Geçti / Söz: Yaşar Miraç & Müzik: Selim Atakan
10- Sen / Söz: Nazım Hikmet & Müzik: Selim Atakan
11- İşçi Marşı / Söz: Can Yücel & Müzik: Selim Atakan


iTunes'tan Buğdayın Türküsü'nü satın al

28 Kasım 2013 Perşembe

Banu Kanıbelli – Bu Rüzgar #AdaMüzik 'ten Çıktı.




Müzik Direktörlüğünü ve Düzenlemelerini Baki Duyarlar’ın Üstlendiği  Banu Kanıbelli “Bu Rüzgâr” Ada Müzik’ten Yayımlandı.

15 yıllık çocuk şarkıları döneminden sonra, ilk solo albümünü yayımlayan Banu Kanıbelli’nin  “Bu Rüzgâr” albümü, farklı dönemlerde yapılmış şarkılardan oluşuyor. Ortak noktaları ise tüm bestelerin Banu Kanıbelli’ye ait olması ve cazla bütünleşen düzenlemeleri..

9 şarkının yer aldığı bu albümde Küçük İskender, Yalvaç Ural ve Mürüvvet Uygun’dan alınmış üç şiir dışında, şarkı sözleri de kendisine ait. Bülent Ortaçgil, Baki Duyarlar, Cem Aksel, Şenova Ülker, Kağan Yıldız, Tamer Temel, Serhan Erkol, Hasan Meten, Ceren Gürsoy, Ayşen Tözeniş, Verda Öncü, Burak Ayrancı, Serdar Barçın, Tunçay Korkmaz enstrümanlarıyla  eşlik ettiler..   Kayıt, editing, mix ve masterigi İhsan Apça ve Özgür Özkan Mete tarafından Ada Stüdyo’da 2013’te  gerçekleşti. Fotoğraflar ve grafik tasarımı ise Emre Birişmen tarafından yapıldı..

Bu Rüzgar albümü, 30 Kasım itibariyle dijital kanallarda yayına girecek #itunes’ta ise 13 Aralıkta yayınlanıyor olacak..


Albümde yer alan şarkılar;


1- Bu Rüzgâr Söz & Müzik: Banu Kanıbelli
2- Dokunsan  Söz & Müzik: Banu Kanıbelli
3- Güz Söz & Müzik: Banu Kanıbelli
4- Otoformat Söz: Küçük İskender & Müzik: Banu Kanıbelli
5- Tren  Söz & Müzik: Banu Kanıbelli
6- Sen Söyle Söz: Mürüvvet Uygun & Müzik Banu Kanıbelli
7- Kumsal Müzik: Banu Kanıbelli
8- Kırılgan Söz: Yalvaç Ural & Müzik: Banu Kanıbelli
9- Defterler Söz & Müzik: Banu Kanıbelli

14 Kasım 2013 Perşembe

Cenk Taner- Yoldan Çıkmış Şarkılar #AdaMüzik 'ten Çıktı.



Cenk Taner’in  2001 yılında yayınladığı ilk solo albümü ‘İzin Vermedi Yalnızlık’ın  ardından 12 yıl sonra, ikinci solo albümü ‘’YOLDAN ÇIKMIŞ ŞARKILAR’’ Ada Müzik’ten yayımlandı.

1990 yılında kurduğu Kesmeşeker ile bugüne kadar verdiği sayısız konser, kadrosunda zaman içinde yer almış birçok değerli müzisyen ve çıkardığı sekiz albümle yirminci yılını tamamlayan sanatçı. ikinci solo albümü ‘’ YOLDAN ÇIKMIŞ ŞARKILAR’’ ile sevenleriyle buluşuyor..

Albümde yer alan 12 Şarkının sözü ve bestesi Cenk Taner’e, düzenlemeler ise Mehmet Şenol Şişli, Veysel Çolak , Anıl Çifter ve Cenk Taner ‘e ait.

Kayıtlarda Cenk Taner’e,  Veysel Çolak (gitar,harmonium,melodika, geri vokal), Mehmet Şenol Şişli (bas gitar ve geri vokal), Gökhan Özcan ve Çağrı Büyükçoban (davul), Mert Fehmi Alatan (trompet), Cem Dinler (hammond org), Kerem Sefil (perküsyon), Ali İzzet Çalışkan ve Gülce Altunel (mızıka) Serhan Baki (tabla) eşlik etti. Kayıt ve miskleri temmuz, ağustos aylarında Anıl Çifter tarafından Jinnx Production’da gerçekleşti. Mastering ise Demirhan Baylan tarafından yapıldı.

 Fotoğraflar ise Engin Güneysu imzasıyla albümdeki yerini alıyor.


Albümde yer alan şarkılar;



11 Kasım 2013 Pazartesi

Fazıl Say - İlk Şarkılar #AdaMüzik 'ten Çıktı.


FAZIL SAY’ı ilk kez şarkıları ile müzikseverlerle buluşturan albüm, ‘’İLK ŞARKILAR’’

Fazıl Say’ın 20 Yıl önce bestelediği Nazım Hikmet'ten Metin Altıok'a, Cemal Süreya’dan  Ömer Hayyam'a , Can Yücel’den Orhan Veli’ye uzanan ünlü şairlerin dizeleri Serenad Bağcan’ın eşsiz yorumuyla bu albümde buluştu.

 ‘’Bu şairleri bestelemek benim için hep büyük bir zevk, büyük bir onur, büyük bir yaşam görevi olmuştur, şarkı albümlerim nice farklı şiir, nice farklı şairler ile devam edecektir’’ diyen Say'ın
‘İLK ŞARKILAR’ albümünde Metin Altıok'dan ‘Düşerim’ ve ‘Bu Kekre Dünyada’, Ömer Hayyam'dan 'Akılla Bir Konuşmam Oldu’, Cemal Süreya'dan 'Dört Mevsim', Can Yücel'den 'Sardunyaya Ağıt',  Pir Sultan Abdal'dan 'Sordum Sarı Çiğdeme', Orhan Veli'den ‘Efkarlanırım’ ve ‘İstanbul'u Dinliyorum’,  Nazım Hikmet'ten ‘Memleketim’ ve  Muhyiddin Abdal'dan 'İnsan İnsan' şiirleri yer alıyor.

Albümde Fazıl Say'a Bülent Evcil, Aykut Köselerli, Çağ Erçağ, Hakan Güngör ve Pelin Halkacı Akın enstrümanları ile eşlik ettiler.. Ayrıca, Muhyiddin Abdal’ın İnsan İnsan adlı şiirine Güvenç Dağüstün, Selva Erdener, Cem Adrian ve Burcu Uyar sesleriyle renk kattılar.

Yapımcılığını Fazıl Say’ın üstlendiği albümün yapım koordinatörlüğünü Ceylan Karaca, kreatif direktörlüğünü Eren Yağmuroğlu, kayıt mühendisliğini Pieter Snapper, kayıt asistanlığını Saygın Özatmaca ve Barış Baykan yaptı. Mix ve masteringi Pieter Snapper Babajim Istanbul Studios’da gerçeleştirdi. Kapak görseli, desenler, fotoğraflar ise Mustafa Toygun Özdemir tarafından yapıldı. 


Fazıl Say’ın kendi sözleri ile ‘İLK ŞARKILAR’’

‘’Türkiye’deki sanatseverler ile, bir yorumcu olarak yüzlerce - binlerce kez buluştum, klasik müziğin en mühim bestecilerinin eserlerini tüm Türkiye’de seslendirdim, bunun yanında kendi bestelerim, gerek piyano için, gerek oratoryolarım (Nazım ve Metin Altıok) ve gerekse senfonilerim (İstanbul Senfonisi, Mezopotamya ve Universe) ile pek çok konserde yine kitlelerle buluştuk.

En büyük merakım şiir okumaktır. Ben şairlerin arasında büyüdüm. Cemal Süreya, Metin Altıok babamın çok yakın dostlarıydı, amcam kadar yakınlardı, onların o yıllarda Ankara’da Tavukçu lokantasında uzun sohbetlerine hep şahit oldum, vakit geç olunca beni sandalyelerin üzerinde uyuturlardı.1970’ler Ankara’sı… 7-8 yaşımdaydım.

Bu şairleri bestelemek benim için hep büyük bir zevk, büyük bir onur, büyük bir yaşam görevi olmuştur, şarkı albümlerim nice farklı şiir, nice farklı şairler ile devam edecektir.

Şunu söylemeliyim ki, yaklaşık 20 yıl önce bestelemiş olduğum bu şarkılarım ile Türk müzikseverlerinin karşısına çıkmak benim için “özel” bir durumdur. Bu gecikme için özür dilerim. Aynı şekilde; bu şarkıların, ülkemizin en sevdiği müzik formu olan “şarkı” hususunda da, Türkiye’nin müziği açısından özel bir yere oturacağını ümit ediyorum. Bu şarkılara uygun sesi (yorumcuyu) bulmak çok uzun zaman aldı benim için. Çünkü sadece müziği değil, şiiri de mükemmel yorumlayabilen bir soliste ihtiyacım oldu ve yıllarca aradığım sesi bulamadım.

1994 yılında şarkılarımı o yıllarda yaşadığım Berlin’de bestelemiştim. (birinci versiyonudur) Pınar Demirel ile şarkıları Almanya’da pek çok konserde seslendirmiştik. Pınar ile yolları ayırdıktan sonra, bu 20-30 şarkıdan Nazım Hikmet’e ait olanlar 2001’de “Nâzım Oratoryosu”nun, Metin Altıok’a ait olanlar ise 2003’de “Metin Altıok Ağıtı”nın temellerini  oluşturdu. Şimdi 10 şarkı derledik, Serenad Hanım’ı çok beğeneceğinizi ümit ediyorum.
İlk kez şarkılarımla sanatseverler ile buluşmaktan büyük mutluluk ve heyecan duyuyorum.’’


 Albümde yer alan şarkılar;


7 Kasım 2013 Perşembe

Şirin Soysal - Ziyaret #AdaMüzik 'ten Çıktı.




Şirin Soysal’ın İkinci Albümü ‘’Ziyaret’’ Ada Müzik’ten Yayımlandı.

İlk albümü Bir Şeyler Var'ı 2011 de çıkartan Şirin Soysal, iki yıllık aranın ardından ikinci albümü ''Ziyaret'' ile art-rock ve art-pop türlerindeki orjinal şarkılarıyla varoluşun gizemli sularına dalıyor. Soysal’ın Prodüktörlüğünü Şevket Akıncı ve Cansun Küçüktürk’le birlikte yaptığı albüm, iki tanesi İngilizce olan toplam onbir şarkıdan oluşuyor... Albümde yer alan tüm şarkıların söz ve müzikleri sanatçının kendisine ait. Sadece Elea'nın müziği Şevket Akıncı'ya, Ziyaret'in müziği de Şevket Akıncı ile Şirin Soysal'a ait.

24 müzisyenin çaldığı Ziyaret’in düzenlemelerinde Şevket Akıncı ve Cansun Küçüktürk'ün imzası var. Kayıtları; Emre Nişancı Deneyevi ‘nde, Serkan Kargacı  müzikevi’nde, Ozan Sarıer  miam’da, Özkan Mete ada stüdyo’da yaptı. Mixler; ada stüdyo’da Özkan Mete ve İhsan Apça tarafından yapıldı. Mastering ise Ryan Morey tarafından greymarket’te yapıldı.  Kapak fotoğrafı Gülçin Önel, Kaligraf  Fatih Kaan, Grafik tasarım ise Hayalgücü Tanıtım imzası taşıyor.

Şirin Soysal, yeni albümünün tanıtım konseriyle 3 Aralık salı akşamı Babylon sahnesinde olacak!




Albümde yer alan şarkılar;
1- Ziyaret
2 -Yükseldikçe
3- Bağışlıyorum

4- Kara Kabare

5- a day in the afterlife

6- İyiler Hep Kazanır

7- Gittiğin Dünden Beri

8- Melodram

9- in the begining

10- Elea

11- Siyah Zürafa




Ada Müzik'te Şirin Soysal

#iTunes 'tan albümü satın al! 

ttnetmüzik'te dinle!

9 Ekim 2013 Çarşamba

Ayyuka ''Kiracı Odaları'' #AdaMüzik 'ten Çıktı.



2001 yılında, Özgür Yılmaz (gitar, vokal). Altan Sebüktekin (bas gitar) and Ahmet Kul (gitar) ve Alican Tezer (davul) tarafından kuruldu. Birçok farklı tarzdan beslenerek, doğaçlamalar üzerine düzenlemeler yaparak kendi şarkılarını oluşturdular. Eskişehir`de kurulan grup bir süre sonra İstanbul`da da bazı klüplerde de çalmaya başladı. İlk stüdyo albümleri grubun kendi ismiyle, 2006 yılında yayımlandı. Ardından gelen yurtiçi ve yurtdışı konserleri ve uzun süren bir bekleyişten sonra ikinci albümleri ''Kiracı Odaları'' Ada Müzik alt label'ı Shalgam Records etiketi ile plak ve CD olarak raflarda…

11 Ekim'den itibaren dijital platformlarda yayınlanacak olan albüm 15 Ekimde #iTunes'ta satışa sunulacak albümde ki şarkıları buradan dinleyebilirsiniz..


Albümde yer alan şarkıların isimleri şöyle; 

1- Başsız Tavuk 

2- Yolunda 
3- Kırmızı
4- Paranoya
5- Karadeniz Sörf
6- Geçecek Böyle
7- Topal Sörf
8- Acaba
9- Siyah
10- D 9/8
11- Baskın
12- Hatır İçin
13- Takas
14- Namık Abi’nin Türküsü



8 Ekim 2013 Salı

Kenan Vural Alem Dünya'nın Yeni klibi ''Dün Gece'' Dijital Platformlarda!




Kenan Vural solo albümü Alem Dünya'nın ikinci video klip çalışmasını Dün Gece isimli şarkısı için yaptı. Çekimleri Temmuz ayı içerisinde Bodrum'da yapılan klibin yönetmen koltuğunda sanatçının daha önce Haydi Gel İçelim ve Onlar Bizi Dinlerler adlı şarkılarının kliplerini yöneten İmre Haydaroğlu oturuyor. Klipte Vural'a Aslı Şenkal Ürüncü eşlik ediyor. Ürüncü'nün stylingi Esra Keskin tarafından yapıldı. Çekimleri iki günde tamamlanan klip için seçilen mekanlar Yalıçiftlik, Ortakent ve Bodrum merkez. Dün Gece'nin söz ve müziği Vural tarfından 2003 senesinde yazıldı. 

Alem Dünya'nın en güzel baladlarından biri olan şarkı için Vural şunları söylüyor; ‘’Dün Gece hem söz ve hem de müziği açısından bugüne kadar yazdığım şarkılar içinde en hızlı ortaya çıkanı. Şarkıyı yazdığım ortam, şarkıda çizmeye çalıştığım resmin ta kendisi. Belki de içinde bulunduğum duygu dünyasını en iyi anlattığım şarkılarımdan da biri aynı zamanda. Bu samimiyeti nedeni ile pekçok insanın hayatında bir noktaya dokunacağından hiç şüphem yok.’’







Dün Gece’nin Sözleri şöyle;


Gece yarısı ıssızlıkta ay ışığında yanlızlık var
Bir şarkı daha yazılsın diye, ateşböcekleri uykusuzlar 
Yıldızlar hüzün saçar, yapraklar huzursuzdur rüzgarsız
Benim kadar sensiz olmasalar da
Yoksun yine yoksun,
Neden hala
Tanıdık bir duygu, ilk aşkımın ruhu
Hayalinin silueti karşımda durdu
Dün gece seni düşündüm niye
Bıraktığın şifreler çözülmedi yine
Kilitlenmiş dudakların, sırla örülü duvarların
Hepsi seninmiş meğer, bana ait sandıklarım

Erdal Güney'in ''Haydi Kalk Ayağa'' Single'ı Dijital Platformlarda!



Erdal Güney'in Benimle Oynar Mısın? Filminin Jenerik Müziği de olan ''Haydi Kalk Ayağa'' Şarkısı için hazırladığı video 9 Ekim çarşamba gece yarısı dijital platformlarda yayına giriyor..

Aydın Bulut'un yönetmenliğini üstlendiği filmin başrollerinde Uğur Polat, Eyşan Özhim, Ertan Saban, Selim Erdoğan, Arif Erkin ve çocuk oyuncu Rüzgar Boyle var... Bir çok Beşiktaşlı da konuk oyuncu olarak filmde yer alıyor...


Sözleri Mustafa Nuhut Müziği ise Erdal Güney'e ait olan Haydi Kalk Ayağa'nın sözleri şöyle;


Aynalarda gördüğümsün ağladığım güldüğümsün 
Aynalarda gördüğümsün çözemezler kördüğümsün sen
Bilge bir kuş gökyüzünde bak ne diyor son sözünde
Yıkılma öyle
Haydi kalk ayağa yürü güneşe
Siyahımsın beyazımsın alayına isyanımsın
Siyahımsın beyazımsın asi ruhum beşiktaşsın sen
Karakartal gökyüzünde bak ne diyor son sözünde
Yıkılma öyle
Haydi kalk ayağa yürü güneşe  



27 Eylül 2013 Cuma

BULUTSUZLUK ÖZLEMİ - HERŞEYİN FARKINDAYIM





Bulutsuzluk Özlemi'nin yeni kaydettiği 'Herşeyin Farkındayım' şarkısı 28 Eylül'den itibaren dijital platformlarda yayına giriyor, 1 Ekim'den itibaren ise #iTunesTurkey 'de!

''Bu şarkıda emeği geçen Nazım Hikmet Korosu'na, her zaman bizimle birlikte olan Akın Eldes'e ve Logo tasarımını yapan Emre Senan'a teşekkürlerimizle.''
 
Bulutsuzluk Özlemi


Söz ve müziği Nejat Yavaşoğullarına ait olan Herşeyin Farkındayım'ın sözleri; 

Ne güzel yaşadık,
Yaşarız
Devrim günlerinde.
Gök kubbenin altı
Toprağın üstünde,
Tamamlarken birbirimizi 
Beraber çoğalırken.
Çok vaktimiz oldu

İnsan olmamız için...
Aşk için...

Gezi parkındayım, herşeyin farkındayım...
Gezi parkındayım, herşeyin farkındayım...

Sıyrıldık bizi sarmalayan bağlarımızdan,
Çözdük zincirlerimizi bizi tutsak eden,
Kabuğumuzu kırdık çıktık içinden,
Yeni bir sabah oldu o uzun geceden.

Ne güzel yaşadık,
Yaşarız
Devrim günlerinde.
Gök kubbenin altı
Toprağın üstünde,
Renk ahenk ve bir arada
Paylaşıp üretirken.
Çok vaktimiz oldu

İnsan olmamız için...
Aşk için...

Gezi parkındayım, herşeyin farkındayım...

Gezi parkındayım, herşeyin farkındayım...
Gezi parkındayım, herşeyin farkındayım...
Gezi parkındayım, herşeyin farkındayım...




23 Eylül 2013 Pazartesi

RaShit'ten Yeni Klip ''Kancalar''

Rashit ve Nazan Öncel, yeni klip 'Kancalar'da!


Rashit'in son albümüne sesiyle renk katan Nazan Öncel 'Kancalar' klibinde...

Türkiye şehir müziğinin belirleyici gruplarından Rashit son albümü 'İnsan Neslinin Sonunu' Ada Müzik etiketiyle yayınlanmıştı. Müzikseverlerin beğenisini kazanan albümde Nazan Öncel ve Göksel birer parça ile yer alıyor. Bu albümde 'Kancalar'da düet yapan Nazan Öncel şarkının klibinde de yer alıyor. Ebru Haberal koordinasyonunda hazırlanan 'Kancalar'ın prodüksiyonu Profabrika tarafından gerçekleştirildi ve yönetmeni Öykü Onur Tanyel. Nazan Öncel'in görüntüleri ise Akşit Togay imzasını taşıyor.Klipte yer alan animasyonlar stop motion tekniğiyle Özlem Akın tarafından Çek Cumhuriyeti'nde hazırlandı.
Rashit, 90'lı yılların başından beri sürdürdükleri yeraltı müzik çalışmalarını,
1999'da yayımladıkları Türkiye'nin ilk yasal punk albümü "Telaşa Mahal Yok" ile bir dönemi
başlatmışlardı. Türkiye şehir müziğinin oluşmasında ve gelişiminde önemli rol oynayan
'Telaşa Mahal Yok' müzik dinleyicisi ve eleştirmenlerinden tam not almıştı.
Bugüne dek yaptıkları şarkılarla ezberbozan Rashit "İnsan Neslinin Sonu" adlı
4. stüdyo albümü ve diğer albümler gibi, yine bir konsept albüm olma niteliği taşıyor.
Prodüktörlüğünü grubun davulcusu Orkun Tunç yaparken, yine tüm şarkı sözleri grubun gitaristi ve kurucusu Tolga Özbey'in imzasını taşıyor.
'İnsan Neslinin Sonu'nda sözler günümüz insanının duygularını yitirmesine ve mekanikleşerek
kendine yabancılaşmasına neden olan modern hayata odaklanıyor: Hepimizin yaşadığı duygu hallerinden yola çıkarak,
manevi arayışların kaçınılmaz olarak nihilizme ulaşmasını hikayelendiriyor. "İnsan Neslinin Sonu" grubun punk,
post-punk, new-wave, post-rock, indie, garage, drone gibi batı soundları yer yer Balkan ve Asya müziği ile
bütünleştirdiği bir olgunluk albümü olarak tasarlanmış. Bugüne kadar Rock'n'Coke'a 3 kez katılan ve sayısız
konser ve festivalde Marilyn Manson, The Cure, Korn, Offspring, Pet Shop Boys, Dead Kennedys, The Cardigans,
Simple Minds, Suede, Echo and The Bunnymen, Massive Attack, Pulp, David Byrne, Hanin Elias, Glen Matlock (Sex Pistols),
Juliette Lewis and The Licks, Gallon Drunk, Teoman, Nilüfer vb. sanatçı ve topluluklarla aynı sahneyi paylaşan Rashit grubuna,
bu albümde de bazı şarkılarda Nazan Öncel ve Göksel eşlik ediyor.





Kancalar'ın Sözleri;

Kalbime saplı
Kancaların
Bir ucunda sen
Ötekinde ben
Çekme sevgilim
Çok kan kaybettim
Kimse umrumda değil
Yalnız sen ve ben
Gözlerim kapalı
Sürüklenirken

Kalbime battı
Kancaların
Giderken sen
Ardından ben
Baktım sevgilim
Her an ölebilirim
Kimse umrumda değil
Yalnız sen ve ben
Gözlerim kapalı
Sürüklenirken

Söz: Tolga Özbey
Müzik: 
John Barry / Rashit 
Düzenleme: Rashit 



3 Eylül 2013 Salı

Eylül Duru’nun İlk Solo Albümü ''SÖZ'' Çıktı.



“SÖZ”


Blue Motion adlı caz grubunun solistliğini yapan Eylül Duru, popüler kültürden uzak birçok Karadeniz albümü ve belgesellerde vokalleriyle yer aldı. Duru, anadili Lazca’yı içine alarak Karadeniz’deki etnik dilleri kapsayan “Ev ve Komşu Şarkıları” adını verdiği projesiyle birçok konser yaptı…
 
‘’Çocukluğum iki denizin ortasındaydı. Biri mavi deniz, biri yeşil deniz…
 
Mavi denizin deli dalgalarını izlerken korkumu bastırmak için şarkılar söylerdim. Yeşil denizde çay toplarken bazen sesli, bazen içimden söylediğim türkülerle soluk alırdım. O yeşil denizde toprağa her bastığımda evrende bir kulağın var olduğunu hissediyordum. Sonra anladım ki, müzik, evreni dinleyen kocaman bir kulakmış.
 
Bu albüm, bir gün daha sesli söylemeye “SÖZ” verdiğim ezgilerin hikâyesidir… ‘’ diyor Eylül Duru, her yörenin türküsünü, kendine has ipeksi yorumuyla seslendirdi.… Aaranjörlüğünü Eser Taşkıran’ın üstlendiği albümün süpervizörlüğünü Behçet Türkekul yaptı ve kayıtlara sazlarıyla katılan tüm virtüözler de kendi renkleriyle katılarak destek verdiler…
Tüm kayıtların akustik enstrümanlarla yapılmış olması da albümdeki o yumuşak dokuya güç veriyor..
 
Halk edebiyatına, türkülerimize ve Anadolu insanının kendine özgü yanık sesine sonsuz saygı ve sevgiyle gerçekleştirilen “SÖZ” ün bir başucu albümü olarak hak ettiği yeri alacağına inanıyoruz.

Eylül Duru ve “Söz” albümü üstüne…
Elimdeki albüm benim için, halk müziğimizin yeni bir çehre kazanması konusunda son yıllarda dinlediğim en değerli çalışma.
Öyle ya, hep sorarız kendimize, halk müzikleri hep aynı şekilde tekrar mı edecek?
Yoksa çağa uyan yeni yorumlar da kazanacak mı?
Bu "yeni yorumlar" kendimize geniş bir tazelik getirmekte, ama aynı zamanda "tehlike" de içermekte.
Ya kötü olursa bu "yeni yorum"?
Ya halk müziğini bozarsa?
Ya ortaya kalitesiz bir şey çıkarsa?
Aslında bütün bunların tek bir cevabı var:
Bu tür bir albümü yapanların kafasına taktıkları şey, peşinden koştukları "müzik dili" cevabı verecektir.
Ve bu "müzik dili"ni başarmak için, çetrefil bir yoldan geçip, çok emek sarf etmeleri gerekecektir.
Bir albüm tutar veya tutmaz, bunu kimse bilemez.
Başarılı olması ya da olmaması da kimsenin elinde değil. Kime göre başarılı?
Kime göre "iyi" müzik?
Yapanlar için? Dinleyenler için? Bir memlekette? Bir gezegende?
Kim için, filanca müzik yakındır da bir diğer filanca müzik uzaktır?
Elbette ki, halkın çoğunluğuna yakın olan bir şeydir türküler.
Ama hangi halkın?
İşte tam bu noktada "evrensel bir cevap" bekliyordum hayli zamandır.
Bu albüm türkülerimizin evrensel potaya taşınmasında bir adımdır.
Eylül Duru, olağanüstü bir müzikalite ile performe ediyor şarkıları.
Dünyanın her yerinde hayranlık uyandırabilecek bir nefes.
Bir ruh...
Çok iyi bildiğimiz müziklerde bile yeni bir duygu yakalıyor bizi şaşırtarak.
Bu aslında onun duygusu. Gizli hisleri.
Maalesef müzik piyasasında, sadece şarkıyı söyleyen üzerinden işliyor her şey.
Bir albüm başarılı olursa tüm marifet şarkıcının, başarısız olursa tüm suç yine şarkıcının üzerine yükleniyor.
Bu aslında tamamen yanlıştır.
Bu tip albümlerde emeği geçen çok müzisyen var.
Bu elinizdeki albümde Eser Taşkıran'dan söz etmeden edemeyeceğim.
Gerçekten çok başarılı bir türkü aranjörlüğü, "armonizasyon", caz ruhu, dönem ruhu, çeşitli türlerin birleştirilmesindeki estetik zevk söz konusu.
Bütün bunlara enstrümanlarını fevkalade müzikal ve virtüöz performe eden bir grup müzisyen eklenmiş bu albümde, Eylül Duru'ya müthiş yardımcı olmuş.
Benim yıllarca dinleyeceğim bir albüm...

FAZIL SAY




Albüm 18 Eylül'den itibaren dijital platformlarda yayına girecek, 1 Ekim'den itibaren ise #iTunes 'ta yayınlanıyor olacak.. 


2 Eylül 2013 Pazartesi

Çağdaş Toprak ''RENKLER'' Çıktı.



Çağdaş Toprak'ın Türkçe, Kürtçe (Zazaca), Ermenice ve Hemşince ezgilerden oluşan "Renkler" albümü çıktı.

‘‘Renkler‘‘ Çağdaş Toprak`ın ikinci Albümü… Sanatçı ilk albümünde olduğu gibi bu albümde de Türkçe, Kürtçe ( Zazaca), Ermenice ve Hemşince ezgilere  yer verdi. Renkler, farklı dilleri ve müzikleri buluşturan 12 Şarkıdan oluşuyor..

Mix ve Masteringi Cem Büyükuzun`un yaptığı albümün kayıtları ENC Stüdyosunda tamamlandı. Aranjörlüğünü Nail Yurtsever, Cem Tuncer, Ercüment Orkut ve Öner Gerçek üstlendi.

Albümde Çağdaş Toprak‘a vokalde Eylem Aktaş, Nuray Balık, Salih Yılmaz, Turan Yapıştıran, Murat Yapıştıran Ercan Tanrıverdi ve Merve Tan..  Enstrümanlarda ise İsmail Soyberk, Cem Tuncer, Erdem Sökmen, Erdinç Şenyaylar, Öner Gerçek, Ediz Hafızoğlu, Ömer Aslan, Eyüp Hamiş, Erman İmayhan, Kempa, Seda Subaşı, Dolunay Ertan, Deniz Yücel, Ercüment Orkut, Ertan Tekin, Çetin Akdeniz ve Selim Bölükbaşı eşlik etti. Projeye Hanifi Taymaz, Yılmaz Çelik, Hıdır Ağırdağ eserleriyle destek verdi. 

Fotograflar Fırat Erez, grafik tasarım ise Hayalgücü tanıtım imzası taşıyor..

iTunesTurkey de ön siparişe sunulan albüm 30 Ağustos'ta dijital platformlarda, 10 Eylül'den itibaren de #iTunesTurkey 'de!

Albümde yer alan şarkılar

1) Xarabağik
2) Siyah Beyaz
3) Serê Kowu
4) Türkü Olup Gel Bana
5) Heydane
6) Dîlberam Dîlber
7) Müebbet Sevda
8) Çeneka Veywıka
9) Bir Başınayım
10) Roze Yena
11) Kul Olamazsın
12) Potpori
      -Dotmam
      -Zeynebamın
      -Desto
      -Xeftan


14 Ağustos 2013 Çarşamba

Çağdaş Toprak'ın İkinci Solo Albümü ''Renkler'' 28 Ağustos'ta Çıkıyor..




Değişik dillerde şarkılara yer verdiği ilk solo albümünü 2009 yılında yayımlayan Çağdaş Toprak, 5 yıl aradan sonra uzun bir süredir üzerinde çalıştığı yeni projesi ‘’Renkler’’ de Nail Yurtsever, Cem Tuncer, Ercüment Orkut ve Öner Gerçek ile birlikte çalıştı.

Renkler projesi birçok farklı dillerde (Türkçe, Kürtçe-Zazaca, Ermenice ve Hemşince) ezgiler olduğu kadar farklı müzik türlerinde duyabileceğiniz yenilikçi, dillerin yaşatılmasına olan inancıyla özgürlükçü, yıllardır sürdürülen araştırmacı yanıyla kardeşçe bir arada yaşamaya bir çağrı olması özlemiyle ortaya çıkmıştır.

Renkler de Anadolu ve Mezopotamya da konuşulan, rüzgarıyla bize değmiş, sözümüze düşümüze karışmış dilleri duyacaksınız. Bu projenin ismine Renkler dedik çünkü farklı dillerin beraber birbirini incitmeden, ezmeden, soldurmadan yaşayabileceğine olan inancımızı ifade etmek istedik. Renkler dedik çünkü heybemizde dillerin kardeşliğini birbirine ne kadar yakıştığını anlatacak daha güzel bir söz yok. Albüm ağustos ayı içerisinde raflardaki yerini alacak..

28 Temmuz 2013 Pazar

Erdal Güney PERİHEL den ‘’Gitmek ve Bekleyiş’’ İle ‘’Sarı ve Rüzgar’’ Kliplendi!




Geçtiğimiz Şubat ayında yayımlanan PERİHEL; Erdal Güney'in ''Gitmek'' , ''Denizden Gelen'' , ''Divanyolu '' sinema filmleri ile ''Hatırla Sevgili'', ''Balkan Düğünü'', ''Dicle’', '' Bu Kalp Seni Unutur Mu'' dizi filmleri ve ''Cemil Meriç '' belgeseli başta olmak üzere, 2006-2010 yılları arasında bestelediği müziklerden oluşuyor...

Dijital platformlarda yayına giren klibin yönetmenliğini Ada Arat Sevgili üstlendi. Erdal Kınacı’nın fotoğraflarından yararlanılarak hazırlanan bu çalışmalara; Günay Acar, Görkem Tekin, Hasan Uslu, Nazlı Ruta, Özge Metin, Soner Sevgili ve Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf da katkıda bulundular..




Sarı ve Rüzgar




Gitmek Ve Bekleyiş